10 Haziran 2012 Pazar

Html Sayfa Yönlendirme Kodu

Bugün sizlere html tabanlı sayfa(url) yönlendirme kodundan bahsedeceğiz. Öncelikle nerelerde kullanılabilir ?
Üye giriş yapıldığında bir sayfa'dan diğer sayfa yönlendirme için kullanılabilir.
Site girişinde 5-10-15 saniye reklam göstererek site anasayfasını açılmasını sağlayabilirsiniz. Neyse bizim konumuz nerelerde kullanıcağınız önemli değil :) Bizim için önemli olan makalelerimizden faydalanmanız.

<meta http-equiv="refresh" content="5;URL=http://adres.com" />
Şimdi Hemen kod'dan kısaca bahsedeyim. HTML meta tag sistemidir.
Yönlendirme zamanını koddaki: content="5kısmındaki 5 yazan yeri değiştirmeniz yeterli. 5 (5sn) - 10 (10sn) gibi.
Yönlenecek adresi: URL=http://adres.com" kırmızı ile belirttiğim adres.com kısmını yönlenecek adresi belirtin. örnek; bilgisayarhocan.blogspot.com gibi.
Şimdi bir not defteri açın ve kodu not defterine ekleyin ve deneme.html adında masaüstüne kaydedin. Kodu kendinize göre düzenleyin ve deneme.html internet tarayıcınız ile açın ve ayarladığınız süre boyunca bekleyin ve sayfa otomatik yönlenecektir.
Kolay gelsin.

Kaynak: Bilgisayarhocan

Google'dan Hayal Kırıklığı

Google'dan hayal kırıklığı
Google'dan, son döneme damga vuran yeni oyuncağı hakkında şok açıklamalar.
Google'ın "Project Glass" gözlük teknolojisinin videolarda tanıtıldığı gibi olmayacağı ortaya çıktı. Gözlüğün tanıtım videosunda uyarılar ve diğer bilgiler, kullanıcının baktığı yerde görünüyordu, ancak gerçekte gözlüğün bu kadar heyecan verici özelliklere sahip olmayacağı Google tarafından itiraf edildi.

Bir Google yetkilisi, Project Glass'ın bilgileri "şemsiyenin kenarının olduğu yerde" göstereceğini söyledi. Dahası, Google yetkilisine göre videoda gösterilen renkli grafikler yerine daha çok basit bir görüntü ile karşılaşacağız. Dolayısıyla Project Glass, Google'ın bize gösterdiği kadar geleceğe yönelik bir ürün olmayacak. Ancak yine de gelecekteki teknolojilerin önünü açan önemli bir adım olabilir.

Politikada Roller Değişirken - Emre Kongar

Bir bölümü zaten başlamış olan ama medya tarafından görülmeyen, görülmek istenmeyen…
Bir bölümü ise yeni ortaya çıkan olaylarla dikkat çekmeye başlayan değişim rüzgârları politikaya egemen olmaya başladı.
AKP’nin ve CHP’nin, kamuoyu tarafından algılanan imajları, rolleri ciddi değişimlere uğruyor…
İktidar yanlısı medya ne kadar görmezden gelmeye çabalarsa çabalasın, artık bazı gerçekler su yüzüne çıkıyor.
***
Birinci olarak, statükoya karşı iktidara geldiğini öne süren AKP artık iyice, hem devraldığı hem de kendi yarattığı statükonun temsilcisi durumuna geldi.
Zaten tam hâkim olduğu bürokrasiye ek olarak, devletin, yani ordunun, yargının, üniversitelerin ve özerk, yarı özerk kurumların tam denetimini ele geçirince, bu kurumlardaki geleneklerin ve kendi yarattığı değişmelerin koruyucusu, savunucusu, statükonun temsilcisi oldu.
İkinci olarak, CHP, iktidar ve iktidar çizgisindeki medya tarafından sürekli olarak suçlandığı haksız eleştirilerden bir ölçüde de olsa kurtuldu, özellikle Kürt sorununun çözümü açısından değişimin öncüsü haline geldi.
Aslında CHP uzun bir süredir değişimin öncülüğünü ve sözcülüğünü yapıyordu ama kimse buna kulak asmıyordu…
Hukuk devleti ve sosyal devlet konusundaki önerileri, eğitim, sosyal güvenlik, insan ve kadın hakları projeleri tam bir değişim programıydı…
Fakat iktidar yanlılarının her türlü sesi bastıran gürültülü korosu bu gerçeği bastırıyordu.
Aynı durum Meclis çalışmaları bakımından da geçerliydi:
Örneğin Meclis’e verdiği “faili meçhul cinayetler soruşturması” önergeleri sayısız kez iktidarın oylarıyla reddedilmişti ama kimse bunun üzerinde durmuyordu…
Üçüncü olarak, AKP iktidarının iddia ettiği “değişim” ile aslında demokratik rejimi altüst eden otoriter ve dogmatik bir yapı hedeflediği artık iyice anlaşıldı:
Uludere faciası, kürtaj konusu, 4+4+4 eğitim projesi, THY grevinden sonra gelen grev yasağı, başkanlık rejimi tartışmaları zaten 2010 referandumuyla ortaya çıkan otoriterleşme eğilimlerinin somut sonuçları oldu.
Dördüncü olarak, AKP iktidarı, izlediği genel politikalardaki tutarsızlıkları açısından kamuoyunun güvenini yitirmeye başladı.
Kürt sorununun çözümü konusunda Habur’dan Uludere’ye uzanan büyük yalpalama, AB konusunda, tam üyelik müzakerelerinin başlamasından, bugün durma noktasına gelen ilişkilerde görülen büyük değişim, bütün temel politikaları bakımından AKP’ye olan inancı sarstı.
Beşinci olarak, AKP iktidarı, devraldığı veya kendi yarattığı sorunları çözemediği gibi, bu sorunların çözüm çabaları sırasında veya çözümsüzlük noktasına geldiğinde bunların üzerini örtmek için yeni sorunlar üreten bir duruma düştü.
Örneğin, Uludere konusundaki büyük fiyasko ve bunun üzerini örtmek üzere başlattığı kürtaj tartışması, durup dururken ülkede yeni gerilimler ve kamplaşmalar üretti.
Altıncı olarak, toplumun en önemli kesimleri olan kadınları, gençleri ve öğrenci velilerini, emekçileri açıkça karşısına aldı.
Kamu işçilerine verilen yetersiz zam, 12 Eylül askeri döneminde bile yasaklanmayan hava taşımacılığındaki grev hakkının yasaklanması, anlamsız ve lüzumsuz bir kürtaj tartışması, üniversiteye giriş sınavındaki söylentiler, ilk ve orta öğretimdeki yeni sorunlar, AKP’nin geniş kitleler arasında algılanan imajını olumsuz etkiledi.
Yedinci olarak, AKP-Gülen Cemaati ittifakı, iktidar paylaşımı konusunda sorunlar yaşamaya başladı, çatlaklar kamuoyuna iyice yansıdı; güç odağının kim olduğu konusunda kuşkular doğdu.
Sekizinci olarak, hukuk devleti ihlalleri ve yargılamalardaki sorunlar, AKP’ye destek veren AB ve ABD’de bile artık sabırları taşırdı, uluslararası eleştiriler arttı.
Dokuzuncu olarak, terör gibi, işsizlik gibi, bağımsız ve tarafsız yargı gibi sorunlar çözülemedi, müzminleşti; fatura elbette 10 yıldır iktidarda olan AKP’ye kesildi.
Onuncu olarak, Suriye konusunda ortaya çıkan ciddi bir sıcak savaş olasılığı herkesi korkutmaya başladı.
On birinci olarak, eskiden umutla AKP’ye destek vermiş olan her kesimden vicdanlı bazı yazarlar, yukardaki gerçeklerin ışığı altında iktidarı eleştirmeye başladı.
***
Sonuç olarak AKP, değişimi değil statükoyu, çözümü değil sorunları temsil eden bir rol değişimine uğruyor.
CHP’nin ise eline geçirdiği kendini ifade etmek ve toplumsal umut olma fırsatını nasıl değerlendirebileceğini zamanla göreceğiz!

Facebook'ta Yeni Uygulama

1 ay önce ortaya çıkan yeni özellik, sonunda Facebook tarafından da doğrulandı.
Facebook arkadaşlarınızın yayınladığınız durum mesajlarını kesinlikle görmesini sağlayacak bir özellik üzerinde çalıştığını duyurdu. Aslında bu özellik, geçen Mayıs ayında Yeni Zelanda'da paralı bir mesaj duyurma denemesi ile ortaya çıkmış ancak Facebook'tan herhangi bir açıklama gelmemişti.

Özelliği deneyen bir kullanıcı, 1 ay kadar önce yaşadığı deneyimini şöyle anlatmıştı: "Paylaş tuşuna bastıktan sonra karşıma Beğen-Yorum yap-Paylaş menüsünün yanında "Duyur" seçeneği çıktı. Üzerine tıkladığımda bir pencere açıldı ve eğer önemli bir mesaj yazıyorsam arkadaşlarımın hepsinin görmesini sağlayabileceğimi belirten bir metin çıktı. Ama sanırım özellik beta aşamasındaydı çünkü metnin kalitesi kötüydü. Bu mesajı Duyuru yapmak istiyor musunuz gibi bir şey yazıyordu."

Kısacası yakında, yazdığınız bir durum güncellemesinin herkes tarafından okunmasını sağlamanız mümkün hale gelebilir. Ancak Facebook'un bunun için belli bir ücret talep etmesi de olası...

Toka - Bekir Coşkun

Başbakan Türkiye’deki terörü bırakıp Suriye’yi düzeltmeye kalkarken... Kılıçdaroğlu da muhalefeti bırakıp iktidarı düzeltmeye kalktı ya...
Bu ikisinden bir şey çıkar...
Belki Arjantin’den haber gelir; orası düzelmiş...
*
Bakın mesela:
Kadınlar sokakta...
Memurlar sokakta...
Üretici sokakta...
Sokaklar yetmedi, çiftçiler ürünlerini otobana taşıyıp döküyorlar protesto olarak...
Yoksullar da otobana çıktılar, çünkü “Protesto market”ten toplayabildiğin kadar topla, her şey bedava...
Bulamadıklarını trafikçiye soruyorlar “Patates gelmedi mi memur bey?” diye...
O da yanıtlıyor:
“Bakan patates üreticisini destekleyeceklerini açıkladı televizyonda, aha birazdan getirip dökerler.”
THY çalışanları sokakta...
İlk kez 305 personeli birlikte uçurdular...
Emekliler sokakta...
Tutuklu yakınları sokakta...
Şehit anaları sokakta...
Yargılanan üniversitelilerin arkadaşları, aileleri sokakta...
Hayvan dostları sokakta...
Uludere sokakta...
Atatürkçüler, cumhuriyetçiler, ulusalcılar, laikler sokakta...
*
Türkiye’nin dört bir yanında tepkiler sokaklardan taşarken, Kılıçdaroğlu gitti Başbakan’a bir toka çekti ki...
Soğuk su döküldü sokaklardakilerin başına...
Sustu sanki herkes...
Kandil’deki terör için el uzatıp da Taksim’deki huzuru sağladığına göre CHP lideri.... Bakarsınız Karadeniz’den haber geliyormuş:
“Hamsi çoğaldı...”
*
Anladığım kadarıyla Kılıçdaroğlu; terör konusunda bir şey yapılması gerektiğini biliyor ama ne yapılması gerektiğini bilmiyor...
Başbakan’a bilmediği şeyi anlatmaya gitti...
Başbakan da “dinledim, yararlandım” dedi...
O zaman işte...
Bu yarardan fayda çıkar...
*
Bu arada meselenin adını da bulamadılar...
Başbakan’a göre “Kürt sorunu yok, adı terör sorunu”dur...
Öbürleri beğenmediler...
Nitekim orada olmayan Devlet Bahçeli’ye “adını sen koy” dediler, “koymam” dedi...
*
İşte...
Siz “Aman vatan toprağı kurtulsun da” diyerek televizyonda tokaya bakarken:
2-B ve Yabancılara Mülk Satışı Yasası kapsamında; vatan toprağından 10 milyar dolarlık orman, koy, kıyı, zeytinlik, bahçe, sit, koruma bölgesi, yeşil alan, satıldı gitti...
İyi mi?..

Üniversitelerin Kaderi - Mümtaz Soysal

BÖYLE başlık olur mu? Üniversite kavramıyla kader sözcüğünün yan yana gelmesi elbet büyük mantıksızlık. Ne yazık ki, gücünü bilimden alması gereken üniversitelerin özerkliği de bugünün Türkiyesi’nde “kader kısmet işi” olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. 
Önümüzdeki hafta, üniversite rektörlerinin seçim zamanı. Uygar dünyanın bütün üniversitelerinde olduğu gibi Türk üniversitelerinin de kendi rektörlerini seçmeleri gerekiyor. Ama bizdeki rektör seçme sistemi, bilim âleminin her köşesinde bütün akademisyenlere parmak ısırtacak kadar mantıksızlaştırılmış ve rektör seçimleri siyasetin katmerli etkisi altına alınmak istenmiştir.
Yükseköğretim Kanunu, “Rektör, profesör unvanına sahip öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylar arasından cumhurbaşkanınca atanır” diyor. Yani, son aşamada bile “seçim” değil, bir “atama” söz konusudur. Bunu genellikle yüksek mevkilere getirilecek kişiler konusunda daha önce belirlenmiş bir seçimin “en yüksek devlet” makamınca yapılacak bir “onurlandırma” işleviyle tamamlanması sayabilirsiniz ama pek öyle değil. O aşamada bile siyasal etkilerin devreye sokulduğu elemeler var. Örneğin, üniversitece seçilen adayların en çok oy almış altısı, sıralanmış bir listeyle, YÖK’e sunulmakta ve siyasal makamlarla onlarca atanmış yüksek bürokratların ne ölçüde ağır bastığı iyi bilinen o organ da altılık listeyi üçe indirmekte ve böylece devlet başkanı da daha önce süzülmüşler arasından kendi siyasal tercihini yapmaktadır.
Seçilişin böyle sürece sokulmaması gerekirdi. Üniversiteler daha önce kendi özerk davranışlarını ortaya koyup sürecin başka türlü düzenlemesi yönünde seslerini çıkarabilirlerdi. Ama olmadı.
Yine de, bunlara karşın rektörlük aşamasına gelmeyi ve orada tutunup yeniden adaylığı göze alıp o unvanı her yanıyla hak eden rektörler de eksik değil. Örneğin, Ankara Üniversitesi’nin rektörü. Onun yeniden o mevkide kalmasını sağlayabilmek, İstanbul Darülfunu’ndan sonra cumhuriyetin ilk üniversitesi olan Ankara Üniversitesi’ne yakışacak bir amaç olmalı.
Kaldı ki, “kürtajı yasaklama” saçmalamasıyla çalkalanan bir ülkede, bu üniversitenin ve özellikle ünlü tıp fakültesindeki kadın akademisyenlerin şimdiki rektöre sahip çıkışları bu tür saçmalıklara verilebilecek en anlamlı yanıt değerini de kazanmış olabilir.

Gta 5 geliyor

Grand Theft Auto serisinin merakla beklenen yeni oyunu GTA 5, GTA IV'ü fena halde katlayabilir.
Elinizde silahlarla araba çalarak mafya babalarının size verdiği işlerin peşinde hiç koştunuz mu? Gerçek hayatta "asla" yapmayacağınız bu şeyleri Rockstar Games'in kült oyunu GTA (Grand Theft Auto) oyununda pek çok insan büyük bir keyifle yaptı. Ve yapmaya devam da edecek.


GTA markasına çok güvenen ve serinin her yeni oyununda kendini daha da geliştiren Rockstar Games, 2013 Mart'ında GTA V'i piyasaya sürmek için çalışmalarına devam ediyor. GTA V'in şimdiye kadarki en yüksek satış rakamlarına ulaşacağını öngören analist firma Stern Agee, oyunun ilk haftasında GTA IV'ün ilk yılında sattığından daha fazla satacağını iddia ediyor.

Rakamları netleştirmek için, GTA IV 2008 yılında çıktığından itibaren ilk yıl içerisinde 13 milyon kopya satmıştı. GTA V'in ise Mart 2013'te piyasaya sürülmesi bekleniyor ve ilk haftasında 14 milyon kopya satacağı öngörülüyor. Eğer analist firma haklı çıkarsa, Rockstar Games sadece GTA V'ten 700 milyon dolar gelir elde edebilir.

Kaynak: Hurriyet Teknoloji