10 Haziran 2012 Pazar

Html Sayfa Yönlendirme Kodu

Bugün sizlere html tabanlı sayfa(url) yönlendirme kodundan bahsedeceğiz. Öncelikle nerelerde kullanılabilir ?
Üye giriş yapıldığında bir sayfa'dan diğer sayfa yönlendirme için kullanılabilir.
Site girişinde 5-10-15 saniye reklam göstererek site anasayfasını açılmasını sağlayabilirsiniz. Neyse bizim konumuz nerelerde kullanıcağınız önemli değil :) Bizim için önemli olan makalelerimizden faydalanmanız.

<meta http-equiv="refresh" content="5;URL=http://adres.com" />
Şimdi Hemen kod'dan kısaca bahsedeyim. HTML meta tag sistemidir.
Yönlendirme zamanını koddaki: content="5kısmındaki 5 yazan yeri değiştirmeniz yeterli. 5 (5sn) - 10 (10sn) gibi.
Yönlenecek adresi: URL=http://adres.com" kırmızı ile belirttiğim adres.com kısmını yönlenecek adresi belirtin. örnek; bilgisayarhocan.blogspot.com gibi.
Şimdi bir not defteri açın ve kodu not defterine ekleyin ve deneme.html adında masaüstüne kaydedin. Kodu kendinize göre düzenleyin ve deneme.html internet tarayıcınız ile açın ve ayarladığınız süre boyunca bekleyin ve sayfa otomatik yönlenecektir.
Kolay gelsin.

Kaynak: Bilgisayarhocan

Google'dan Hayal Kırıklığı

Google'dan hayal kırıklığı
Google'dan, son döneme damga vuran yeni oyuncağı hakkında şok açıklamalar.
Google'ın "Project Glass" gözlük teknolojisinin videolarda tanıtıldığı gibi olmayacağı ortaya çıktı. Gözlüğün tanıtım videosunda uyarılar ve diğer bilgiler, kullanıcının baktığı yerde görünüyordu, ancak gerçekte gözlüğün bu kadar heyecan verici özelliklere sahip olmayacağı Google tarafından itiraf edildi.

Bir Google yetkilisi, Project Glass'ın bilgileri "şemsiyenin kenarının olduğu yerde" göstereceğini söyledi. Dahası, Google yetkilisine göre videoda gösterilen renkli grafikler yerine daha çok basit bir görüntü ile karşılaşacağız. Dolayısıyla Project Glass, Google'ın bize gösterdiği kadar geleceğe yönelik bir ürün olmayacak. Ancak yine de gelecekteki teknolojilerin önünü açan önemli bir adım olabilir.

Politikada Roller Değişirken - Emre Kongar

Bir bölümü zaten başlamış olan ama medya tarafından görülmeyen, görülmek istenmeyen…
Bir bölümü ise yeni ortaya çıkan olaylarla dikkat çekmeye başlayan değişim rüzgârları politikaya egemen olmaya başladı.
AKP’nin ve CHP’nin, kamuoyu tarafından algılanan imajları, rolleri ciddi değişimlere uğruyor…
İktidar yanlısı medya ne kadar görmezden gelmeye çabalarsa çabalasın, artık bazı gerçekler su yüzüne çıkıyor.
***
Birinci olarak, statükoya karşı iktidara geldiğini öne süren AKP artık iyice, hem devraldığı hem de kendi yarattığı statükonun temsilcisi durumuna geldi.
Zaten tam hâkim olduğu bürokrasiye ek olarak, devletin, yani ordunun, yargının, üniversitelerin ve özerk, yarı özerk kurumların tam denetimini ele geçirince, bu kurumlardaki geleneklerin ve kendi yarattığı değişmelerin koruyucusu, savunucusu, statükonun temsilcisi oldu.
İkinci olarak, CHP, iktidar ve iktidar çizgisindeki medya tarafından sürekli olarak suçlandığı haksız eleştirilerden bir ölçüde de olsa kurtuldu, özellikle Kürt sorununun çözümü açısından değişimin öncüsü haline geldi.
Aslında CHP uzun bir süredir değişimin öncülüğünü ve sözcülüğünü yapıyordu ama kimse buna kulak asmıyordu…
Hukuk devleti ve sosyal devlet konusundaki önerileri, eğitim, sosyal güvenlik, insan ve kadın hakları projeleri tam bir değişim programıydı…
Fakat iktidar yanlılarının her türlü sesi bastıran gürültülü korosu bu gerçeği bastırıyordu.
Aynı durum Meclis çalışmaları bakımından da geçerliydi:
Örneğin Meclis’e verdiği “faili meçhul cinayetler soruşturması” önergeleri sayısız kez iktidarın oylarıyla reddedilmişti ama kimse bunun üzerinde durmuyordu…
Üçüncü olarak, AKP iktidarının iddia ettiği “değişim” ile aslında demokratik rejimi altüst eden otoriter ve dogmatik bir yapı hedeflediği artık iyice anlaşıldı:
Uludere faciası, kürtaj konusu, 4+4+4 eğitim projesi, THY grevinden sonra gelen grev yasağı, başkanlık rejimi tartışmaları zaten 2010 referandumuyla ortaya çıkan otoriterleşme eğilimlerinin somut sonuçları oldu.
Dördüncü olarak, AKP iktidarı, izlediği genel politikalardaki tutarsızlıkları açısından kamuoyunun güvenini yitirmeye başladı.
Kürt sorununun çözümü konusunda Habur’dan Uludere’ye uzanan büyük yalpalama, AB konusunda, tam üyelik müzakerelerinin başlamasından, bugün durma noktasına gelen ilişkilerde görülen büyük değişim, bütün temel politikaları bakımından AKP’ye olan inancı sarstı.
Beşinci olarak, AKP iktidarı, devraldığı veya kendi yarattığı sorunları çözemediği gibi, bu sorunların çözüm çabaları sırasında veya çözümsüzlük noktasına geldiğinde bunların üzerini örtmek için yeni sorunlar üreten bir duruma düştü.
Örneğin, Uludere konusundaki büyük fiyasko ve bunun üzerini örtmek üzere başlattığı kürtaj tartışması, durup dururken ülkede yeni gerilimler ve kamplaşmalar üretti.
Altıncı olarak, toplumun en önemli kesimleri olan kadınları, gençleri ve öğrenci velilerini, emekçileri açıkça karşısına aldı.
Kamu işçilerine verilen yetersiz zam, 12 Eylül askeri döneminde bile yasaklanmayan hava taşımacılığındaki grev hakkının yasaklanması, anlamsız ve lüzumsuz bir kürtaj tartışması, üniversiteye giriş sınavındaki söylentiler, ilk ve orta öğretimdeki yeni sorunlar, AKP’nin geniş kitleler arasında algılanan imajını olumsuz etkiledi.
Yedinci olarak, AKP-Gülen Cemaati ittifakı, iktidar paylaşımı konusunda sorunlar yaşamaya başladı, çatlaklar kamuoyuna iyice yansıdı; güç odağının kim olduğu konusunda kuşkular doğdu.
Sekizinci olarak, hukuk devleti ihlalleri ve yargılamalardaki sorunlar, AKP’ye destek veren AB ve ABD’de bile artık sabırları taşırdı, uluslararası eleştiriler arttı.
Dokuzuncu olarak, terör gibi, işsizlik gibi, bağımsız ve tarafsız yargı gibi sorunlar çözülemedi, müzminleşti; fatura elbette 10 yıldır iktidarda olan AKP’ye kesildi.
Onuncu olarak, Suriye konusunda ortaya çıkan ciddi bir sıcak savaş olasılığı herkesi korkutmaya başladı.
On birinci olarak, eskiden umutla AKP’ye destek vermiş olan her kesimden vicdanlı bazı yazarlar, yukardaki gerçeklerin ışığı altında iktidarı eleştirmeye başladı.
***
Sonuç olarak AKP, değişimi değil statükoyu, çözümü değil sorunları temsil eden bir rol değişimine uğruyor.
CHP’nin ise eline geçirdiği kendini ifade etmek ve toplumsal umut olma fırsatını nasıl değerlendirebileceğini zamanla göreceğiz!

Facebook'ta Yeni Uygulama

1 ay önce ortaya çıkan yeni özellik, sonunda Facebook tarafından da doğrulandı.
Facebook arkadaşlarınızın yayınladığınız durum mesajlarını kesinlikle görmesini sağlayacak bir özellik üzerinde çalıştığını duyurdu. Aslında bu özellik, geçen Mayıs ayında Yeni Zelanda'da paralı bir mesaj duyurma denemesi ile ortaya çıkmış ancak Facebook'tan herhangi bir açıklama gelmemişti.

Özelliği deneyen bir kullanıcı, 1 ay kadar önce yaşadığı deneyimini şöyle anlatmıştı: "Paylaş tuşuna bastıktan sonra karşıma Beğen-Yorum yap-Paylaş menüsünün yanında "Duyur" seçeneği çıktı. Üzerine tıkladığımda bir pencere açıldı ve eğer önemli bir mesaj yazıyorsam arkadaşlarımın hepsinin görmesini sağlayabileceğimi belirten bir metin çıktı. Ama sanırım özellik beta aşamasındaydı çünkü metnin kalitesi kötüydü. Bu mesajı Duyuru yapmak istiyor musunuz gibi bir şey yazıyordu."

Kısacası yakında, yazdığınız bir durum güncellemesinin herkes tarafından okunmasını sağlamanız mümkün hale gelebilir. Ancak Facebook'un bunun için belli bir ücret talep etmesi de olası...

Toka - Bekir Coşkun

Başbakan Türkiye’deki terörü bırakıp Suriye’yi düzeltmeye kalkarken... Kılıçdaroğlu da muhalefeti bırakıp iktidarı düzeltmeye kalktı ya...
Bu ikisinden bir şey çıkar...
Belki Arjantin’den haber gelir; orası düzelmiş...
*
Bakın mesela:
Kadınlar sokakta...
Memurlar sokakta...
Üretici sokakta...
Sokaklar yetmedi, çiftçiler ürünlerini otobana taşıyıp döküyorlar protesto olarak...
Yoksullar da otobana çıktılar, çünkü “Protesto market”ten toplayabildiğin kadar topla, her şey bedava...
Bulamadıklarını trafikçiye soruyorlar “Patates gelmedi mi memur bey?” diye...
O da yanıtlıyor:
“Bakan patates üreticisini destekleyeceklerini açıkladı televizyonda, aha birazdan getirip dökerler.”
THY çalışanları sokakta...
İlk kez 305 personeli birlikte uçurdular...
Emekliler sokakta...
Tutuklu yakınları sokakta...
Şehit anaları sokakta...
Yargılanan üniversitelilerin arkadaşları, aileleri sokakta...
Hayvan dostları sokakta...
Uludere sokakta...
Atatürkçüler, cumhuriyetçiler, ulusalcılar, laikler sokakta...
*
Türkiye’nin dört bir yanında tepkiler sokaklardan taşarken, Kılıçdaroğlu gitti Başbakan’a bir toka çekti ki...
Soğuk su döküldü sokaklardakilerin başına...
Sustu sanki herkes...
Kandil’deki terör için el uzatıp da Taksim’deki huzuru sağladığına göre CHP lideri.... Bakarsınız Karadeniz’den haber geliyormuş:
“Hamsi çoğaldı...”
*
Anladığım kadarıyla Kılıçdaroğlu; terör konusunda bir şey yapılması gerektiğini biliyor ama ne yapılması gerektiğini bilmiyor...
Başbakan’a bilmediği şeyi anlatmaya gitti...
Başbakan da “dinledim, yararlandım” dedi...
O zaman işte...
Bu yarardan fayda çıkar...
*
Bu arada meselenin adını da bulamadılar...
Başbakan’a göre “Kürt sorunu yok, adı terör sorunu”dur...
Öbürleri beğenmediler...
Nitekim orada olmayan Devlet Bahçeli’ye “adını sen koy” dediler, “koymam” dedi...
*
İşte...
Siz “Aman vatan toprağı kurtulsun da” diyerek televizyonda tokaya bakarken:
2-B ve Yabancılara Mülk Satışı Yasası kapsamında; vatan toprağından 10 milyar dolarlık orman, koy, kıyı, zeytinlik, bahçe, sit, koruma bölgesi, yeşil alan, satıldı gitti...
İyi mi?..

Üniversitelerin Kaderi - Mümtaz Soysal

BÖYLE başlık olur mu? Üniversite kavramıyla kader sözcüğünün yan yana gelmesi elbet büyük mantıksızlık. Ne yazık ki, gücünü bilimden alması gereken üniversitelerin özerkliği de bugünün Türkiyesi’nde “kader kısmet işi” olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. 
Önümüzdeki hafta, üniversite rektörlerinin seçim zamanı. Uygar dünyanın bütün üniversitelerinde olduğu gibi Türk üniversitelerinin de kendi rektörlerini seçmeleri gerekiyor. Ama bizdeki rektör seçme sistemi, bilim âleminin her köşesinde bütün akademisyenlere parmak ısırtacak kadar mantıksızlaştırılmış ve rektör seçimleri siyasetin katmerli etkisi altına alınmak istenmiştir.
Yükseköğretim Kanunu, “Rektör, profesör unvanına sahip öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylar arasından cumhurbaşkanınca atanır” diyor. Yani, son aşamada bile “seçim” değil, bir “atama” söz konusudur. Bunu genellikle yüksek mevkilere getirilecek kişiler konusunda daha önce belirlenmiş bir seçimin “en yüksek devlet” makamınca yapılacak bir “onurlandırma” işleviyle tamamlanması sayabilirsiniz ama pek öyle değil. O aşamada bile siyasal etkilerin devreye sokulduğu elemeler var. Örneğin, üniversitece seçilen adayların en çok oy almış altısı, sıralanmış bir listeyle, YÖK’e sunulmakta ve siyasal makamlarla onlarca atanmış yüksek bürokratların ne ölçüde ağır bastığı iyi bilinen o organ da altılık listeyi üçe indirmekte ve böylece devlet başkanı da daha önce süzülmüşler arasından kendi siyasal tercihini yapmaktadır.
Seçilişin böyle sürece sokulmaması gerekirdi. Üniversiteler daha önce kendi özerk davranışlarını ortaya koyup sürecin başka türlü düzenlemesi yönünde seslerini çıkarabilirlerdi. Ama olmadı.
Yine de, bunlara karşın rektörlük aşamasına gelmeyi ve orada tutunup yeniden adaylığı göze alıp o unvanı her yanıyla hak eden rektörler de eksik değil. Örneğin, Ankara Üniversitesi’nin rektörü. Onun yeniden o mevkide kalmasını sağlayabilmek, İstanbul Darülfunu’ndan sonra cumhuriyetin ilk üniversitesi olan Ankara Üniversitesi’ne yakışacak bir amaç olmalı.
Kaldı ki, “kürtajı yasaklama” saçmalamasıyla çalkalanan bir ülkede, bu üniversitenin ve özellikle ünlü tıp fakültesindeki kadın akademisyenlerin şimdiki rektöre sahip çıkışları bu tür saçmalıklara verilebilecek en anlamlı yanıt değerini de kazanmış olabilir.

Gta 5 geliyor

Grand Theft Auto serisinin merakla beklenen yeni oyunu GTA 5, GTA IV'ü fena halde katlayabilir.
Elinizde silahlarla araba çalarak mafya babalarının size verdiği işlerin peşinde hiç koştunuz mu? Gerçek hayatta "asla" yapmayacağınız bu şeyleri Rockstar Games'in kült oyunu GTA (Grand Theft Auto) oyununda pek çok insan büyük bir keyifle yaptı. Ve yapmaya devam da edecek.


GTA markasına çok güvenen ve serinin her yeni oyununda kendini daha da geliştiren Rockstar Games, 2013 Mart'ında GTA V'i piyasaya sürmek için çalışmalarına devam ediyor. GTA V'in şimdiye kadarki en yüksek satış rakamlarına ulaşacağını öngören analist firma Stern Agee, oyunun ilk haftasında GTA IV'ün ilk yılında sattığından daha fazla satacağını iddia ediyor.

Rakamları netleştirmek için, GTA IV 2008 yılında çıktığından itibaren ilk yıl içerisinde 13 milyon kopya satmıştı. GTA V'in ise Mart 2013'te piyasaya sürülmesi bekleniyor ve ilk haftasında 14 milyon kopya satacağı öngörülüyor. Eğer analist firma haklı çıkarsa, Rockstar Games sadece GTA V'ten 700 milyon dolar gelir elde edebilir.

Kaynak: Hurriyet Teknoloji

İstanbul Anlık Trafik Bilgisi

Yandex İstanbul'un en kalabalık noktalarında levhalar yoluyla trafik bilgisi vermeye resmen başladı.
Taksim, Kadıköy Rıhtım Caddesi, Beşiktaş Meydanı, Mecidiyeköy Meydanı, Bakırköy Özgürlük Meydanı, Ataşehir Meydanı gibi İstanbul'un en kalabalık noktalarında ve meydanlarında, araç sürücüleri ve yayalar tarafından kolaylıkla görülebilecek noktalarda konumlandırılmış bulunan 12 büyük LED ekran, Yandex'in sağladığı gerçek zamanlı trafik bilgilerini yayınlamaya başladı.
Her bir ekranda, ekranın bulunduğu noktayla bağlantılı 3 adet önemli güzergahdaki ortalama trafik hızı ve şehir genelindeki ortalama trafik durumu derecesi gösteriliyor.
Yandex ve Outdoor TV ortaklığında hayata geçen proje sayesinde, trafik bilgileri tüm gün, her 2 dakikada bir 15 saniye boyunca görülebiliyor ve günde en az 2 milyon kişiye ulaşıyor.

Kaynak: Hurriyet Teknoloji

9 Haziran 2012 Cumartesi

4 Haziran Yay Burcunda Parçalı Ay Tutulması

4 Haziran günü 14 derece yay burcunda parçalı  Aytutulması meydana gelecek. Bu ay tutulması Avustralya’dan tam olarakgözlemlenirken, Asya üzerinden doğacak ve Kuzey Amerika’nın batısından batacak.

              Tutulmalarınneden olabileceği biz astrologların öngördüğü olası etkileri için eğer zeminuygun ise evet o anlarda da ortaya çıkabilir ama şartlar müsait değil iseşartlar oluştuktan sonra ortaya çıkacaktır. En basitinden şöyle düşünelim;vücudunuza bir mikrop girdiğinde anında hasta olmazsınız, hastalığın bile birsüreci vardır. Önce vücudunuza yerleşir, uygun noktalar için çalışmalarabaşlar, sonra hastalığın belirtilerini çıkartır ortaya sonra bir bakmışsınızhasta olmuşsunuz. Ama sizin vücudunuz hasta olmaya elverişli bir yapıda ise,direnci düşük ise, hassas ise daha hızlı hasta olabilirsiniz. İştetutulmalarında etkisi aslında aynı buna benzer. Eğer kişisel haritalarınızdatutulma önemli noktalara temas etti ise sizler tutulmaların etkilerini çok dahaderinden ve hızlı hissedebilirsiniz ama haritalarınızda bu tutulma önemlinoktalarda değil ise veya herhangi bir gezegeninizi tetiklemediyse belki hiçhissetmezsiniz bile. Tutulma anında gökyüzüne adeta bir çentik atılır,tutulmanın gerçekleştiği derecede. Tutulma sonrası aynı derecede bir gezegenaktivitesi meydana geldiğinde tutulmaların vaad ettiği olaylar kendinigöstermeye başlar.

           Bu yüzden tutulmalarla ilgili senaryoları tutulmanın gerçekleştiği günbeklememek gerekir. Etkileri tutulmanın kaç dk sürdüğü ile orantılı bir halalır, ama en kaba tabiri ile (+/-15 gün) içinde etkilerinigözlemleyebilirsiniz. Tabi global etkileri 6 ay içinde kendini iyiden iyiyegöstermeye başlar.



                        Şimdi gelelim 14  Derece yay burcunda gerçekleşecek olan Aytutulması ve etkilerine;

Şekilde tutulmanın gerçekleştiği anın temsili resmibulunmaktadır. Şimdi bu tutulmayı didikleyelim bakalım. Tutulma Yay burcundagerçekleşmekte bu da;
 
Ay yay burcunda ilerleyeceğinden dolayı, coşkulu,meraklı, heyecanlı, hevesli, maceracı olabiliriz. Yeni şeyler denemeye,yeniliklere açık oluruz.


Din, dini ibadet yerleri, imamlar, kiliseler, papazlar,dini düşünceler, üniversite seviyesinde eğitim yerleri, yüksek eğitimi,yayıncılık, uzak mesafeler ile iletişimimiz sağlayan aygıtlar, kanunlar, kanunkoyucular, kanun adamları, mahkemeler, yargı, ithalat, ihracat, politika gibikonular üzerinde oldukça etkili olacaktır. Özellikle denizcilik ve havacılıklailgili yeni keşifler, icatlar, buluşlar meydana gelebilir. Bu sayılan konularlailgili gergin haberler, problematik gelişmeler meydana gelebilir. 
 
Tutulma yay burcunda olacağından dolayı, yay burcununyönetici gezegeni Jüpiter Boğa burcunda ilerliyor olacak
 
Ekonomik anlamda, satıcılılar, perakende sektöründeciddi canlanma yaşanabilir, olumlu gelişmeler yaşanabilir. Yine endüstri sanayide gelişmeler meydana gelebilir. Politik anlamda ise, Kamusal alanda ciddihareketlenmeler meydana gelebilir, diplomatlar, dış işleri bakanlığı ileilgili, kanun ve yargı ile ilgili gergin gelişmeler yaşanabilir. 
 
Tutulma esnasında Yay burcunda ki Ay; ikizler burcundaki Merkür ile irtibat halinde olacak; bireysel anlamda duygular ile mantıkarasında ki dengenin zor kurulabileceğine işaret etmekte. Kararsızlıklar,ikilemler yaşanabilir. Genel anlamda, Taşımacılık, ulaşımla ilgili sorunlar,medya, basın, edebiyat ile ilgili balon, gelip geçici, gündem doldurucu amaanlık ses getirici haberlerle karşılaşabiliriz. 
 
Tutulma anında Ay’ın hem Venüs hem de Mars ile sertetkileşimleri özellikle kadın figürlerini içine alan zorlayıcı gelişmelereişaret eder (ki zaten bol bol vajinal konuların konuşulduğu birsüreçteyiz…)Özellikle Ay-Mars sert etkileşimi silahlı çatışmalara, bombahaberlerine, patlamalara, kan dökülen eylemlere, gerginliklere, stresligelişmelere işarettir. Hatta tutulma anında Ay-Mars sert etkileşimleri büyükkazalara, olaylara işaret eder.


Türkiye Üzerinden değerlendirecekolur isek eğer;


Bu tutulma Türkiye’nin 6. evinedüşmektedir. İşçiler ve çalışan kesim, sağlık sektörü, silahlı kuvvetler,sendikalar, iş istihdamları ile ilgili yenilikçi gelişmeler meydana gelebilir.Beslenme koşullarına ilişkin bir çok habere rastlayabiliriz, ilk defa denenecekolan Ameliyatlar gündeme gelebilir ve ses getirebilir.  (Keza THY ve grev haberleri ile tutulmakendini göstermeye başlamıştı bakalım neler olacak daha?)

Bunun yanı sıra Türkiye üzerindegizli örgütler, tarikatlarla ilgili gergin gelişmeler söz konusu olabilecektir.

Tutulma anında Mars türkiye’ninUranüs’ü oldukça sert görünümde olacak, en son buna benzer bir görünümolduğunda İbrahim Tatlıses’e suikast düzenlenmişti, yine önümüzde ki 15 günlüksüreçte önemli kişilere suikast haberleri gündeme gelebilir, iktidara karşısert tutumlar, tepkiler oldukça çoğalabilir. Özellikle yönetim bazında yer alankişilerin sağlıklarına ilişkilin olumsuz haberlere sık rastlanabilir. ÖzellikleUranüs-Mars gerginlikleri patlama, bomba, isyan konularını tetikleyiciniteliktedir. Keza Mars’ın toprak grubu başak burcunda olması, deprem riskininde oluşabileceğine dikkat çekmekte.

Silahlı kuvvetler, askeriliderler, cerrahlar, muhendislerle ilgili tansiyonun oldukça yüksek olabileceğigelişmelere de işaret etmekte. Ama özellikle tansiyon Uranüs şu an Türkiye’niniktidarı simgeleyen kısmında yer aldığından dolayı, iktidar tarafında kigelişmelerin tansiyonu oldukça yükseltecek gelişmelere, tepkilerin çığ gibibüyümesine, büyük grev ve eylemlere işaret etmekte. Fakat işin içinde marsolduğu için yıkıcı, öldürücü, sert gelişmelerinde beraberinde gelebileceğineişaret etmekte. Önümüzde ki 15 günlük süreç biraz riskli ….

8 Haziran 2012 Cuma

Linux Yaz Kampı

Linux Yaz Kampı 2012, 23 Haziran-08 Temmuz tarihlerinde Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde düzenleniyor.

Farklı alanlarda, farklı bilgi düzeylerine hitap eden dört paralel sınıfta gerçekleşecek eğitimlere katılım ücretsizdir. Katılımcılardan yalnızca kendi yol/konaklama/yemek masraflarını karşılamaları beklenmektedir.

Eğitimlerde kontenjan sınırlıdır. Başvurularda öncelik görevlendirme alan kamu ve üniversite bilgi işlem personelleri ile LKD ve INETD üyelerine verilmekle beraber; kampa katılım herkese açıktır.
Daha detaylı bilgi için: http://kamp.linux.org.tr/2012/

Şükran Soner : 'Balbay her bedeli ödedi'

Tanıklık Günleri'nde TGC Başkanı Orhan Erinç ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Şükran Soner konuştu.


Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun (GÖP) düzenlediği “Tanıklık Günleri”nde, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Şükran Soner Ergenekon davasında yargılanan Cumhuriyet Gazetesi yazarı CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’a tanıklık etti.
Soner, “Tutuklu meslektaşlarımız için bu kavgayı büyütmek zorundayız. Balbay, tutuklu gazetecilerin öncülüğünü yapmak için içeride her bedeli ödedi ve ödemeye devam ediyor” dedi.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda dün bir araya gelen gazeteciler ve tutuklu yakınları Mustafa Balbay, Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Çağdaş Kaplan, Yürüyüş dergisi muhabiri Naciye Yavuz, Özgür Halk Dergisi Yazıişleri Müdürü Ömer Faruk Çalışkan ile Heviya Jine’nin editörü Sultan Şaman için adalet istedi.

‘Yorumla yargılamayın’

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı, gazetemiz İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç, konuşmasında 102 gazetecinin tutuklu olduğunu, terörün yozlaştırılmış tanımıyla gazetecilerin “terörist” sayıldığını dile getirdi. 3. yargı paketinin gündemde olması nedeniyle yasa yapıcılarını bir kez daha uyardıklarını belirten Erinç, şöyle devam etti: “Suç tanımları yoruma açık olmaktan çıkarılsın. Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın ya da normal yargı kuralları içerisinde faaliyet göstersin. Gazeteciler yargılanmasın demiyoruz. Yorumlamalara dayanılarak yargılanmasınlar. Dilerim ki hapisteki gazeteci arkadaşlarımızın da aramızda olduğu özgürlük talep eden daha başarılı toplantılar yapabilelim.”

‘Üretmeye devam ediyor’

Balbay’ın tanığı Şükran Soner, Balbay’ın, 2009’da sivil darbenin simge ismi olarak tutuklandığını ifade ederek, “Donanımlı bir gazeteci olarak içeride olağandışı güçle üretmeye başladı. Bu süreçte yaşananları dünyaya ve ülkemize ulaştırırken diğer arkadaşlarımızın da sesi oldu. Milletvekili seçilmesiyle de tutuklu gazetecilerin sesi olma özelliğini bir başka savaş alanında kazandı” dedi.

12 Mart ve 12 Eylül dönemlerine göre tutukluların daha çok tecrit ve esir edildiklerini vurgulayan Soner, şöyle konuştu: “Bu koşullar gazeteciler olarak da ne kadar teslim alındığımızın göstergesi. Ele geçirilmiş, tehdit altında satın alınmış bir medya söz konusu. Arkadaşlarımız buraya gelemiyor. Buraya gelirlerse ne iş bulabilirler ne de herhangi bir kanalda program yapabilirler. Bugün burada daha mesleklerinin başında tutuklanmış genç arkadaşlarımız için de özgürlük talep ediyoruz. Bu genç arkadaşlarımız tahliye olsalar dahi damgalandıkları için yaygın medyada iş bulamayacaklar. Bu damgalanmadan aileleri de paylarına düşeni alıyor.”

‘Doğruları yazan hedefte’
Çağdaş Kaplan’ın babası Nesim Kaplan da “Gazeteci doğruları yazdığı zaman hedef olur. Çağdaş da bu nedenle devlet tarafından hedef seçildi” dedi. Eyleme TGS Başkanı Ercan İpekçi, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Canan Kaftancıoğlu ve EMEP yöneticileri de destek verdi.

Tam Bir Mirasyedi Zihniyeti - Orhan Birgit

Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidara geldiği 2002’den bu yana, kamunun elindeki tüm taşınmazları özelleştirdi.
Fabrikaların makinelerine değil, üstündeki taşınmazlara göz diken arsa spekülatörleri, İstanbul Boğazı’nın en güzel bölgelerinde kurulmuş olan o işletmeleri bu nedenle kendi envanterlerine geçirmek için yarıştılar.
Oralardan gelen parayla kamu hazinesi iyi kötü dengelendi.
Hazine’den sorumlu Başbakan Yardımcısı da, Maliye Bakanı da yandaş medyadan o başarının sahipleri olarak övgüler aldılar.
On yıllık tek başına hüküm sürmüş olmanın sağladığı kazanımların üstündeki cilalar kaldırıldığı zaman, eldeki paranın tükenmekte olduğu anlaşılmış olmalı ki bin yıldır üstünde yaşadığımız vatan toprağına doğanın bağışladığı ne kadar zenginlik varsa, onlara da el atmanın zamanı geldiğini söylediler.
Bu nedenle şimdi “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasası” adıyla bir kanun çıkartmak için kolları sıvamışlar.
Hazırladıkları tasarı, “üstün kamu yararı” adı ile milli parkların, doğal sit alanlarının ve yaban hayatı koruma alanlarının kullanıma açılmasına olanak verecekmiş!
Yeşil örtüler teker teker yerlerini, enerji, sanayi ve turizm tesislerine bırakacak; dolayısıyla doğanın o alanlara armağanı olan kuşlar, yaban hayvanları bizim ellerimizle yok edilecek!
Bir sabah bakacağız ki elimizde kalan o, ülkemizin yüzde 3’ünü kapsayan zenginlik yerini kocaman binalara bırakıp bizi terk etmiş.
Bu eylemi yapan kamu kurumu olursa; üstelik o kurumun kapısında Çevre ve Orman Bakanlığı da yazılmışsa, kimi kime şikâyet edeceksiniz?
Çevreyi korumak gibi son derecede önemli ve kutsal bir amaçla kurulmuş olan bir bakanlığı, siyasi iktidar “üstün kamu yararı” gibi çetrefil bir gerekçe ile yapılaşmaya açma görevini veriyor!
Bu yöntemle büyük iş makineleri ormanlarımızı yok etmek için yola çıkarken, halkını “üstün kamu yararı” için çalışıyoruz yalanı ile uyutmak istiyor.
Adı adalet, ama attığı adımların adil olup olmadığı tartışılan bir iktidarımız var!

Zirvenin perde arkası! - Arslan Bulut

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “terör zirvesi” ni  “İkinci PKK açılımı projesi” olarak nitelendirerek, “Teröre can suyu vermek için hazırlanan hiçbir projenin içinde yer almayız. CHP, AKP değil, yedi düveli gelse MHP, Türkiye’de Kürt meselesi olmadığını ifade etmeye kararlı” dedi.
Vural, bölücü terör örgütünün siyasi taleplerinin, milletin oyunu alan AKP ve CHP’nin yol haritası olarak ortaya konulduğunu savundu ve   “İmralı’nın yol haritasıyla nereye gideceksiniz?” diye sordu.

***

Bilindiği gibi Abdullah Öcalan’ın talebi, Meclis’te Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulması ve Meclis dışında da Akil Adamlar Grubu oluşturulması idi. Yani adını değiştirseniz de değiştirmeseniz de CHP’nin önerileri Abdullah Öcalan’ın önerileridir.
Diğer taraftan Tayyip Erdoğan da bir televizyon programında Türk vatandaşlığını düzenleyen Anayasa’nın 66’ncı maddesinin değiştirileceğini söyledi. Bu konuda da MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay,  “Anayasa’nın 66. maddesi ne diyor ’Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür’diyor. Millet kavramından habersiz Türk milletinin ne anlama geldiğini, Türk vatandaşının ne anlama geldiğini bilmiyor. Anayasamızın 66. maddesi ırkçılığı da reddeder. Irk esasına dayandırmayı da reddeder. Anayasa’dan yarın Türklük kelimesini çıkarmaya muvaffak olurlarsa Türkiye Cumhuriyeti’nin adını da değiştirmek isteyecekler. Türk düşmanlıkları bu kadar amansız ve kinli” diye konuştu..

***
Peki AKP,  “Yeni CHP”, MHP ve BDP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile elde etmek istedikleri sonuç nedir? AKP’nin ne yapmak istediği belli. Türklüğü Anayasa’dan silmek... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “Siyaset Meydanı” programında Ali Kırca’nın “Yeni Anayasa’da kimlik konusunun nasıl düzenlenmesini öngörüyorsunuz” sorusu üzerine, anayasada etnik kimlik tanımı yapılmaması gerektiğini, üst kimlik olarak “Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı” tanımının yapılmasının uygun olacağını söylemişti.
Şimdilik PKK da bu kadarını istiyor!
Ülkenin adının değiştirilmesi mi? Onu da Korkut Özal itiraf etmişti.. Yine Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı programında, Korkut Özal, Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı iken kendisine Türkiye’nin adının  “Anadolu Cumhuriyeti” olarak değiştirilmesinden söz ettiğini açıklamıştı.
Yani bütün dertleri Türklükle!

***

Projenin arkasında ise “Politik Psikoloji”  uzmanı, aynı zamanda “Toplumsal Psikiyatri” yöntemlerini kullanarak “Seçilmiş Travma” lar üzerinden bir etnik grubu millet haline getirmek konusunda bilimsel çalışmalarda bulunan Prof. Dr. Vamık Volkan vardır ve bütün bu süreçte Tayyip Erdoğan’a danışmanlık yapmaktadır. Erdoğan’ın Dersim travması, Menemen travması ve 31 Mart travması gibi travmalar üzerinden tarih mühendisliği yapabilecek birikimi yoktur. Bu konulardaki akil adamı Vamık Volkan’dır.
“Varto Tarihi” eseri ile ünlü Mehmet Şerif Fırat’ın torunu Mustafa Fırat, “Tarih ve tarihi olguları çarpıtarak bilinç bulanıklığı yaratmak suretiyle, toplumu kolay yönetebilmekten tutun da toplumsal gelişimin tıkandığı evrede, mutlak ve muhafazakâr bir bilgi alanı yaratarak, buradan kendi iktidarına yönelen toplumsal muhalefeti bastırmak, toplumsal değişmeyi marjinal bir çıkar grubunun lehine mümkün kılmak gibi amaçlar güdülebilir” diyor.
Yani hedef nedir? Marjinal bir grup, dini kullanarak iktidarı ele geçirmiş, şimdi de rejimi değiştirmeye kalkışıyor. Bu hedefine koşarken  rejimin kurucusu olan partinin yardımını da alıyor.

***

Peki Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun hedefi neydi? MİT-PKK görüşmesini sağlayan koordinatör ülke temsilcisi, “Abdullah Öcalan tarafından üretilen kendi fikirleri, parlamentoda yasa çıkaracakları zaman dikkate alınacaktır. Kendisinin parlamento için ürettiği öneriler, dikkate alınacaktır”  dememiş miydi?
İşte Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun da Meclis’te kurulması önerilen Mutabakat Komisyonu’nun da Meclis dışında kurulması istenen Akil Adamlar Grubu’nun da işlevi budur. MHP ise birincisine katılmış, diğerlerini reddetmiştir. Bu çizgide devam etmeleri beklenir...

Blog İsmi Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Eğer kendi adınızı taşıyan bir blog açmayacaksanız, blog ismi bulmak gerçekten zor. Genelde yapılan hatalardan birisi rastgele oturup “Şu isim olur mu?. Bu isim olur mu?” gibilerinden deneme yaparak bulmaya çalışmak. Öyle olursa işiniz anca şansa kalır. Biz işimizi şansa bırakmayıp kendi blog ismimizi bulacağız.


Blog ismi bulmak için ilk önce blogunuzun içeriğine karar vermeniz gerekiyor. İçeriği belirledikten sonra o konuyla ilgili blogunuzda açacağınız kategorileri belirleyin. Bu sayede yapacağınız işleri de azaltmış olacaksınız. 


Kategorilerimiz de hazır olduğuna göre şimdi tek yapmanız gereken şey elinize bir kağıt ve kalem alıp, kategorilerimiz ile alakalı aklımıza gelen bütün kelimeleri kağıda yazıyoruz. Tıkandığınız noktada, içeriğinizle aynı konuya sahip blogları ziyaret edin. İnceleyin. Kağıda yazmadığınız kelimeler varsa ekleyin.


Buraya kadar söylediklerimi yaptıktan sonra asıl iş bundan sonra başlıyor. Kağıdınızdaki kelimelere bakarak blog ismi bulmaya çalışacaksınız. Bulacağınız isimler, olabildiğince kısa ve akılda kalıcı olmalı.


Off, Bu kadar şeyle şimdi kim uğraşacak” dediğinizi duyar gibiyim. Blog isimleri gökten zembille kafanıza girmiyor. Beyin fırtınası yapmanız gerekiyor. Biraz saksıyı çalıştırın. :)


Not: Eğer yukarıdakileri yapmaya üşenirim diyorsanız, emin olun blog hevesiniz de kısa sürecektir. Benden söylemesi.

Dünyanın Bir Numaralı Web Tarayıcısı Artık Google Chrome !

Son zamanlarda Google Chrome'un yükselişi hızlı bir şekilde sürüyordu. Bu yükselişinin meyvesini nihayet aldı.

Çok uzun bir süredir Türkiye'de en çok kullanılan internet tarayıcısı İnternet Explorer'dı. Bunun çeşitli sebepleri olsa da görünen o ki insanların tercihleri de yavaş yavaş değişmeye başladı.

Statcounter'ın verilerine baktığımızda, geçtiğimiz hafta Google Chrome en çok kullanılan internet tarayıcısı oldu.

Bu birincilik Google Chrome'un ilk birinciliği. Bu demek değildir ki bu birincilik uzun süre devam edecek. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Google Chrome sağlam ve emin adımlarla ileriliyor. 

Bu arada ben de eski bir Firefox kullanıcısı olarak uzun bir süredir Google Chrome kullandığımı belirteyim. Henüz kullanmamış olan kişiler varsa da tavsiye ederim. 

7 Haziran 2012 Perşembe

Facebook, Artık Kullanıcısından Para Alacak

Reklamlardan kazandığı para Facebook'a yetmemiş olacak ki şimdi de kullanıcıların parasına göz dikti.

900 milyona yakın üyesiyle dünyanın bir numaralı sosyal ağ portalı olan Facebook, reklam gelirlerinden tatmin olmamış olacak ki bu kez de yeni bir servisini bu kez ücretli olarak kullanıcılarına sunacak.

Facebook'da ileti paylaşan kullanıcıları hedef alan bu özellik sayesinde kullanıcılar, bedelini ödediği herhangi bir iletiyi tüm arkadaşlarının görebilmesini sağlayacak. Normal şartlarda paylaşılan bir ileti kullanıcının tüm arkadaşlarına ulaşmıyor ve bu özellik ile arkadaş listesinin tamamı paylaşılan içerikten haberdar olacak. Bu özellikten faydalanacak kullanıcıların hangi tutarda ödeme yapacağı ise henüz belli değil.

Ancak bu değişimle birlikte bazı sakıncalar da ortaya çıkıyor. Özellikle spam türü paylaşımların bu özellik ile herkesin anasayfasına düşme ihtimali kullancıları kaygılandırıyor.

Microsoft efsanesi için emeklilik vakti!

Microsoft, XP ve Vista'dan sonra, bir yazılım efsanesini daha emekliye ayırıyor!

Yazılım devi Microsoft'un dünya genelindeki popüler ürün paketi Office'in eski sürümlerinden elini yavaş yavaş çekmeye başladı. İlk dalga hatırlanacağı üzere Windows XP'de yaşanacak.

Office 2007'ye olan güncelleme desteği 6 ay sonra sona erecek. 2017 Ekim ayında ise Microsoft desteğini bu Office sürümünden tamamen çekmiş olacak. Geçmiş 5 yıllık süreç zarfında Microsoft, Office 2007 için Service Pack adı altında çeşitli güncellemeler yayınladı, ücretsiz olarak açıkları kapattı. İlk 5 yıllık sürecin tamamlanması halinde Microsoft, güvenlik yamalarını bir 5 yıl daha çıkarmaya devam ediyor; ancak bunun için de Microsoft'la anlaşması olan bir kuruma bağlı olmak gerekiyor.

Office 2003'e olan desteğin tamamen çekileceği tarih ise Nisan 2014 olarak belirlenmiş durumda. Bu tarih Windows XP'nin "ölüm tarihi"yle de aynı.

Önemli Dosyalarınız Kaybolduğunda Bunları Yapın

Veri kayıplarını bir çoğumuz yaşıyoruz. Bu durum genelde bilgisayara format attığımızda başımıza geliyor. Eğer sizin de bazı dosyalarınız, bir nedenden ötürü kaybolduysa ilk yapmanız gerekenleri anlatayım.


Örneğin kaybolan dosyanız C diskinizde. O zaman kullanacağınız kurtarma programlarını, kaybolan diskinizin olduğu C diskiniz üzerine kurmayın. Şunu kesinlikle ama kesinlikle unutmayın. Önemli olan hard diskinizin üzerinde (özellikle diskinizin olduğu bölümde) hiç bir oynama yapmamak.

Masaüstü bilgisayar kullanıyorsanız hard diskinizi bilgisayardan söküp, başka bir bilgisayara ikinci hard disk olarak takın. Bu sayede, o disk üzerinde herhangi bir işlem yapmamış olursunuz ve kaybolan dosyanızı kurtarma ihtimaliniz artar. Dediğim gibi ilk işiniz bunu yapmak olsun.


Hard diskimizi başka bir bilgisayara taktıktan sonra, taktığınız bilgisayarın hard diskine kurtarma yazılımımızı kuruyoruz ve sisteme taktığımız ikinci hard diski taratıp dosyalarımızı kurtarmaya çalışıyoruz.


Eğer, laptop kullanıyorsanız ve hard diski sökme imkanınız yoksa, C'de kaybolan bir dosyayı kurtarmak için kuracağımız yazılımı D bölümüne kuruyoruz. Aynı şekilde eğer kaybolan dosyamız D'de ise o zaman da programımızı C'ye kuruyoruz.


Benim size önerebileceğim iki tane veri kurtarma yazılımı var. Bunlardan ilki ücretsiz olan Recuva. Diğeri de ücretli bir yazılım olan R-Studio. Bu iki yazılımla dosyalarınızı kurtarabilirsiniz. 


Bir kez daha uyarayım. Veri kaybı olan hard diskinizde ne kadar az işlem yaparsanız, kurtarma şansınız o kadar artar. Kullanacağınız programlarla dosyalarınız %100 kurtarılacak diye bir durum da söz konusu değil. İşiniz biraz da şansa ve size kalıyor. 

6 Haziran 2012 Çarşamba

Enginar Rüyası

Tüm takipçi,dost ve kardeşlerime kucak dolusu sımsıcak sevgilerimi gönderiyor sağlık ve güzelliklerle dolu günler diliyorum. Enginar en sevdiğim sebzelerdendir.Bu mezeyi aslında davet edildiğim tukaş yarışması için hazırladım fakat ailevi sebeplerden gidemediğim için yollamadım.Fikrim geldi ve ortaya enfes bir meze çıktı.Tabii salata olarakta servis yapılabilir. İçinde sevdiğim tüm lezzetleri kullandığım için bu ismi uygun gördüm.Malzemeleri kişi sayısına göre ayarlıyabilirsiniz benim verdiğim ölçülerle servis tabağında hazırladığım kadar çıktı.Deneyip beğenmeniz dileğiyle...
MALZEMELER
2 adet limonlu suda haşlanmış enginar
2 adet közlenmiş patlıcan
2 diş sarımsak
2 yemek kaşığı tahin
Yarım limon suyu
Tuz
Zeytinyağ
Dereotu
YAPILIŞI
-Enginarları limonlu suda haşlayıp soğumaya bırakıyoruz.
-Patlıcanları közleyip soyup çatalla eziyoruz.
-Haşlanan enginarı da çatalla eziyoruz.
-Sarımsakları azıcık tuzla eziyoruz.
-Patlıcan,enginar ve sarımsakları karıştırıyoruz.
-Şekil verip servis tabağına alıyoruz.
-Tahini limon suyu ve zeytinyağla iyice karıştırıp üzerine gezdiriyoruz.
-Dereotu serpip servis yapıyoruz.


AFİYET OLSUN...

Ballı Pankek


Tüm takipçi,dost ve kardeşlerime kucak dolusu sımsıcak sevgilerimi gönderiyor sağlık ve güzelliklerle dolu günler diliyorum.Misafirleriniz için hazırlıyacağınız kahvaltı sofraları için çok şık ve leziz bir seçenektir Pankek...Tabii ben dün sabah kahvaltısı için eşim ve paşalarım için hazırladım.Meyvelisini de yapacağım.
MALZEMELER
2 adet oda sıcaklığında yumurta
1.5 su bardağı süt
1.5 su bardağı un
1 tatlı kaşığı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 çay kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
ARALARI VE ÜSTÜ İÇİN
Bal
Parça fıstık
Granül çikolata
YAPILIŞI
-Yumurta ve süt mikserle iyice çırplır.
-Sürekli çırparak un,sıvı yağ,toz şeker ve tuz eklenir.
-En son kabartma tozu eklenip çırpılır.
-Teflon tava iyice kızdırılır fırça ile her tarafına sıvı yağ sürülür.
-Hamurdan küçük bir kepçe alınıp tavanın ortasına dikkatlice dökülür.
-Üstü kabarcık olunca hemen arkası çevrilip önlü arkalı pişirilir.
-Servis tabağına alınan pankek'in üzerine bal gezdirilir fıstık ve çikolata serpilir.
-Tüm hamur aynı şekilde pişirilir.
AFİYET BAL OLSUN...

Bademli Büsküvi


Tüm takipçi, dost ve kardeşlerime kucak dolusu sımsıcak sevgilerimi gönderiyor sağlık ve güzelliklerle dolu günler diliyorum.Ani ortaya çıkan tatlı krizimiz ve evde olan malzemelerle ortaya çıkan missss kokulu büskivilerimle geldim.


MALZEMELER
150 gr.oda sıcaklığında tereyağ
1 su bardağı badem tozu
2 adet yumurta
1.5 su bardağı esmer toz şeker
1 paket vanilya
Yarım paket kabartma tozu
Aldığı kadar un 
YAPILIŞI
-Tereyağ ve toz şekeri elimizle iyice karıştırıyoruz.
-Yumurtaları ve badem tozunu ekleyip yine yoğuruyoruz.
-Vanilya ve kabartma tozunuda ekliyoruz azar azar un ilave ederek özlü bir hamur elde ediyoruz.
-Hamurdan parçalar alıp yuvarlayıp avucumuzda kare şeklinde yapıp avuç aya mızla ortasına hafif bastırıp pişirme kağıdı serili tepsiye diziyoruz.
-Önceden ısıtılmış 175 derece fırında hafif pembeleşene kadar pişirip servis tabağına alıyoruz.
-Nescafe ve türk kahvesiyle çok yakışıyor:)))
AFİYET BAL OLSUN...

Mübarek Üç Aylar'ın Hayırlara Vesile Olması Dileğiyle



















Üç ayların faziletleri

RECEB AYI: Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36]

Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir.) [İbni Cerir]

(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]

(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.)
[Ebu Davud]

(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.)
[Deylemi]

(Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]

(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsinde tutmuş gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cennet] (Başında demek, ayın ilk günleri demektir. Ortası, ortadaki günlere yakın olan günler, sonu da, ayın son günleri demektir.)

(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.)
[İ. Asakir]

(Allahü teâlâ, Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münâdi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Allahü teâlâ, Nuh aleyhisselamı Receb’de gemiye bindirdi. O da, Receb ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]

(Receb’de, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Yâ Rabbi, onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

ŞABAN AYI: Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.

Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai]

Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]

(Şaban’da üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]

Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.)
[İ. Asakir]

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.

RAMAZAN AYI: Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.)
[Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.)
[Ebu Nuaym]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.)
[Müslim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.)
[Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.)
[Buhari]

(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.)
[Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.)
[İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.)
[Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.

Microsoft Security Essentials Güvenli Mi?


Bazı kişilerden hep şunu duyuyorum. Microsoft Security Essentials çok iyi bir program. Sistemi kasmıyor falan filan. Bunu neye dayanarak yaptıklarını anlamış değilim. Belirli bir kesim de virüsleri silmediğinden şikayet ediyor. Benim gözlediğim kadarıyla antivirüsleri test eden websitelerine de baktığımda MSE ya listede hiç yer almıyor ya da listenin hep sonlarına doğru yer alıyor.


Sanırım insanların bakış açısı şu şekilde. Bilgisayar kullanımına baktığımızda çoğu kişi Windows işletim sistemlerini kullanıyor. Bunu yapan da Microsoft. O halde yaptığı antivirüs programı da iyidir. Fakat en çok saldırıya maruz kalan da yine Windows işletim sistemi. Ben şahsen MSE'ye hiç güvenmiyorum. Yıllarca Windows ile ilgili “Microsoft, Windows'un içindeki kodlar sayesinde bizim neler yaptığımızı biliyor. Korsan kullananları da biliyor ama sesini çıkarmıyor.” gibi söylentileri eminim bir çoğunuz duymuştur.


Windows kullanırken nedense rahat bir şekilde kullanamıyorum. Özellikle son 3 senedir GNU/Linux dağıtımlarını kullandığımdan beri bu rahatsızlık daha da arttı. Windows'tayken hep aman şuna dikkat edelim, aman antivirüs kullanalım vs gibi sürekli bir paranoya içine giriyor insan.


Windows'a bile tam anlamıyla güvenemiyorken, onun yaptığı antivirüse nasıl güvenelim ki?. Microsoft, kendi işletim sistemini virüslerden koruması için antivirüs programı geliştiriyor ve bu programı kullanarak Windows'u daha güvenli hale getirin diyor. Bu açıdan baktığımda benim anladığım şey şu. “Benim yaptığım işletim sistemi o kadar da güvenli değil. Bir de antivirüs programı yaptım. Onu da kullanarak sisteminizi daha güvenli hale getirin.”. Ha! Nasıl yani?!





Antivirüs sektöründe kendini kanıtlamış, kaliteli firmalar varken, neden yeni çıkmış bir antivirüs programını kullanalım?. Google'ın yaptığı şeyleri görünce “Google yaptı mı yapıyor, abi” diyorum. Nedense Microsoft için bunu söyleyemiyorum.


Bence ileride MSE'yi Windows'ta kurulum ile birlikte hazır olacak gelecek şekilde ayarlayabilir. Bunun için de kullanıcı sayısının artmasını bekliyor da olabilir. Diğer web tarayıcıları tarafından IE konusunda haksız rekabet yarattığı için dava edildiği gibi diğer antivirüs firmalarının dava edeceğinden çekiniyor da olabilir. ım IE'de yaptığı gibi MSE'yi Windows kurulumuyla gelecek şekilde ayarlamazlar.


Bu yazı benim kişisel düşüncelerimi içermektedir. Microsoft ile ilgili herhangi bir alıp veremediğim filan yoktur. Kendi bilgisayarımda da lisanslı Windows 7 + Linux Mint kuruludur. Sadece ne düşünüyorsam onu yazdım. O yüzden siz yine de kurup kendiniz deneyin, test edin ve görün. Ona göre kararınızı verin.

Pardus 2012 Anka Test Sürümü


Her ne kadar Pardus ile ilgili ümidim kalmasa da az önce gördüğüm bir yazıyı buradan yayımlamak istedim. Bakalım zaman neyi gösterecek. Avukat Nihat Karslı'nın yazdığı yazıyı aynen aktarıyorum.



Sevgili arkadaşlar,

Bugün bir aşama daha kaydettik.

Artık 2012 Pardus Anka test sürümü hazır.

Ama unutmayın bu bir test sürümü sizden rica ediyorum , rizikoya girmeyin ve bu sürümü gerçekten test edip geri bildirim yapınız.


Günlük kullanımızda olan pardus yerine ayrı bir bölüme pardus kurup test ediniz.



pisiciftligi@pardus-linux.org  adresine. geri bildirimde bulunun.



Bu duyuruyu yapmaktaki amacım pardus kullanıcılarının umutsuzluğa kapılmamasını pardusun küllerinden yeniden doğabileceğini ve hatta sıfırdan devam edebileceğini artık anlamanız içindir.


Pardus yedi sene önce söylediğimiz gibi Tübitağın değil bizimdir. Bu halkındır ve özgür camianındır.


Bundan sonraki süreçleri özetlersek.


Geri bildirimler ve 2012 pardusun güncel olma dışında yeni teknolojiler ve artı değerleri ile bir sürüm daha yayımlanacak. Kurulum iso bu o aşamada yayımlanacak. Son aşama pardus 2012 güvenilir sürümü iso olarak indirilebilir yada posta ile istenebilir hale gelecek.

Bu işlerin hepsi Tubitak'sız ve Devlet desteksiz yapıldı yapılacak. Ancak çalıştayda bize söz verilen destek de olursa artık pardusu kimse tutamaz.


Pardusun Özgür yazılımda dünyaya önderlik edebileceğini biliyorum.Sizin de bilmenizi isterim.

Özgür ve sevgi ile kalın. 

Pardus Kullanıcıları Derneği başkanı. Av. Nihad Karslı.

Yeni pardusumuz :



Test etmek isteyen diğer depo adreslerini silip bu adresi eklemesi gerekir. Dikkat bu sadece 64 bit içindir. Ve sadece test içindir normal kullanıcı için değildir.

5 Haziran 2012 Salı

Pardus'a Yeni Bir Bakış Açısı


Türkiye’nin ‘milli işletim sistemi’ olarak tanımlanan Pardus projesinin bağlı bulunduğu TÜBİTAK bünyesindeki Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) Müdürü Ahmet Kaplan, “Pardus’un önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu güne kadar yapılan tüm çalışma ve katkılara teşekkür ederek yeni bir yapılanma ve bakış açısı getirmek istiyoruz.” dedi. Pardus’un yeni yol haritasının belirlenmesi için düzenlenen çalıştayla ilgili bilgi veren Kaplan, “Çalıştayda karar verilen Pardus Danışma Kurulu?nu oluşturma konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Daha katılımcı, daha açık, daha iyi belgelenmiş bir Pardus hedefimiz. Bu kurulun doğal bir ivme oluşturacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.


PARDUS ANKA, MEMNUNİYET VERİCİ


Kaplan, Pardus Kullanıcıları Derneği öncülüğünde geliştirilen Pardus Anka adlı bir sürümle ilgili ise şunları söyledi: “Bu sürüm topluluğun kendi inisiyatifiyle ortaya çıkarmaya çalıştığı bir sürüm. Son zamanlarda yaşanan belirsizliklerin doğal bir uzantısı. Ayrıca bizim açımızdan memnuniyet verici bir gelişme. Fakat, bu sürümün geleceğine Pardus Danışma Kurulu karar verecektir. Önceki kısımda belirttiğim gibi katılımcı, açık ve paylaşımcı bir yaklaşım içerisinde olacağız. Bu bağlamda maddi kaynaklarımızın oransal olarak çok büyük bir kısmını ekosistemi geliştirmek için kullanacağız.”


YAKINDA KURUMSAL SÜRÜM GELİYOR


“Mevcut olan son Pardus sürümünün 2011 yılında çıktığını görüyoruz. TÜBİTAK, resmi bir Pardus sürümü çıkarmaya devam edecek mi, yoksa, bundan sonra Pardus Anka gibi topluluk destekli sürümler mi göreceğiz?” şeklindeki sorumuza ise Kaplan, “Bu yılın sonuna kadar uzun dönem destekli kurumsal bir sürüm çıkarmayı hedefliyoruz. Diğer sürümler de sunucu, akıllı sistem, mobil sürümleri de takip eden yıllarda geliştirilecek.” şeklinde cevap verdi.


VESTEL AR-GE ERKİBİYLE TESTLER YAPIYORUZ


Pardus işletim sisteminin FATİH projesi kapsamında okullara dağıtılacak olan akıllı tahtalarda kullanılması için çalışma yaptıklarını belirten Kaplan, “İlk hedefimiz FATİH projesinde kullanılacak akıllı tahtalar oldu. Vestel Ar-Ge ekibiyle eş zamanlı çalışıp tüm testleri geçtik. Konuyla ilgili 150 civarında farklı test yapıldı. Kısaca özetlersem görsel, ses/video, dokunma/tepki, performans, işlevsellik testleriydi bunlar. Akıllı tahta sürümü şu anda kullanıma hazır durumda. Akıllı tahtaların uzaktan yönetilmesi ve güncellenmesi konusunda da çalışmalarımız devam ediyor. Gerek Pardus halihazırda barındırdığı Lider/Ahenk uygulamalarını kullanarak gerekse de bu uygulamalara akıllı tahta ihtiyaçlarına göre ilaveler yaparak ilerliyoruz.


Pardus dağıtımlarında da farklılık oluşturmak istiyoruz. Sadece kurumsal ve bireysel sürümler değil; Akıllı Tahta, Bireysel, Kurumsal yanında ilerleyen zamanlarda Sunucu, Akıllı Sistem ve Mobil sürümleri çıkarmayı planlıyoruz. Bu yıl içerisinde uzaktan yönetim ve entegrasyon araçlarına önem vereceğiz. Eş zamanlı olarak Türkçeleştirme eksikleri tamamlanmış, TÜBİTAK onaylı eğitim dokümanları hazır bir sürüm ortaya çıkmış olacak. Güncel ve uzun dönemli destek vereceğimiz kurumsal sürümü de bu yıl sonuna kadar bitireceğiz.” dedi.


AMACIMIZ, “NEDEN PARDUS KULLAN MIYORUM?” SORUSUNU SORDURMAK


Pardus markasının yaygınlaşması ve her düzeyden katılımın sağlanması için bir dizi etkinlik yapmayı planladıklarını açıklayan Kaplan, “Örneğin üniversitelerde Pardus gruplarının kurulması gibi. Bu gruplara da Türkçeleştirme, eklenti geliştirme, hata bildirme noktasında destek sağlayacağız. Ayrıca, görsellik ve tema konusunda yarışmalar yapmayı hedefledik. Amacımız -örneğin- Ubuntu kullanan son kullanıcının ‘neden Pardus kullanmıyorum’ sorusunu kendisine sordurmak.


Masaüstü konusunda Linux dünyasında kabul görmüş ortamları Pardus içerisinde barındırmak da son kullanıcı açısından zenginlik sağlayacaktır fikrindeyiz. Kamu kurumlarında da farkındalığı arttırmak için yıl sonuna doğru bir kaç gün sürebilecek seminerler ve workshoplar yapacağız. Bu etkinliklerde sadece Pardus’u değil, açık kaynaklı uygulama geliştirme platformlarını özel sektörden uzmanların katılımıyla anlatacağız, sadece işletim sistemi değil tüm geliştirme ve uygulama yığıtını tümleşik sunmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.


“Pardus kullanıp deneyen, seven, benimseyen azımsanamayacak bir topluluk var. Bu kullanıcılara önerileriniz neler olabilir?” sorusuna iseKaplan, şu cevap verdi: “Biz hiç bir şekilde moral ve motivasyonumuzu yitirmedik. Pardus her zamankinden daha hızlı koşacak, birincil hedefimiz bu. Tüm yapılanma süreçlerinde olduğu gibi biraz sessizlik oluştu. Bu daha güçlü bir başlangıcın zaman kazanımıydı.”

Zeytinyağlı Sultani Bezelye

Tüm takipçi,dost ve kardeşlerime kucak dolusu sımsıcak sevgilerimi gönderiyor sağlık ve mutluluk dolu günler diliyorum. Bursa'ya geldiğimden beri bir türlü denk getiremiyordum sultani bezelye alıp pişirmeyi,şükür bu sene kaçırmadım zamanını:)))
Zeytinyağlı aşkım depreşiyor yaz aylarında...Deneyip beğenmeniz dileğiyle...
MALZEMELER
1 kilo sultani bezelye
2 adet kuru soğan
3 diş sarımsak
3 adet domates
Zeytinyağ
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
Sıcak su
YAPILIŞI
-Bezelyelerin kılçıkları ve sapları ayıklanıp yıkanır ve süzülür.
-Yayvan tencereye soğanlar yemeklik doğranır,sarımsaklar minik minik doğranır.
-Üstüne zeytinyağ gezdirilip tencerenin kapağı kapatılır ve sarartılır.(Zeytinyağlıda soğanı bu şekilde karıştırmadan kendi buharıyla sarartırsanız çok daha leziz olur)
-Domatesler küp küp doğranıp sarartılan soğana eklenir ve tekrar tencerenin kapağı kapatılır.
-Domatesler yumuşayınca bezelye eklenip sadece bir kez karıştırarak düzeltilir.
-Üstünü geçecek kadar sıcak su eklenip tencerenin kapağı kapatılarak kısık ateşte bezelyeler yumuşayana kadar pişirilir.
-Ilıyınca düzgünce servis tabağına bezelyeler dizilir harç etrafına yayılır ve soğuk servis yapılır.
AFİYET OLSUN...